Anksiyete (Kaygı) Nedir? Bir Düşman mı, Yoksa Bir Alarm mı?
- Şeymanur ERTÜRK
- 5 gün önce
- 2 dakikada okunur

Günümüzün hızla değişen dünyasında hemen hemen hepimizin dilinde olan bir kelime: Anksiyete. Peki, her endişe duyduğumuz an bir "bozukluk" mu yaşıyoruz, yoksa zihnimiz bizi bir şeylere karşı uyarmaya mı çalışıyor?
Klinik pratiğimde danışanlarımla sıkça üzerinde durduğumuz gibi; anksiyete aslında vücudumuzun bizi tehlikelere karşı korumak için tasarladığı antik bir savunma sistemidir. Ancak bu sistem, ortada somut bir tehlike yokken bile "yanlış alarm" vermeye başladığında, hayat kalitemizi kısıtlayan bir sürece dönüşebilir.
1. Anksiyete (Kaygı) Nedir?
Anksiyete diğer adıyla Kaygı, gelecekte olması muhtemel bir tehdit veya tehlikeye karşı zihnin ve vücudun verdiği duygusal ve fiziksel bir tepkidir. Kısa süreli kaygı bizi bir sınava hazırlanmaya veya bir tehlikeden kaçmaya motive ederken; Anksiyete Bozukluğu, bu kaygı halinin sürekli, aşırı ve günlük yaşamı engelleyecek boyutta olmasıdır.
2. Anksiyete Belirtileri Nelerdir?
Anksiyete (Kaygı) nedir , sadece "endişe duymak" değildir; vücudun tüm sistemlerini etkiler. Belirtiler kişiden kişiye farklılık gösterse de genel olarak iki kategoride toplanır:
Zihinsel Belirtiler: Felaket senaryoları kurma ("ya kötü bir şey olursa?"), zihni susturamama, odaklanma güçlüğü ve sürekli tetikte olma hissi.
Fiziksel Belirtiler: * Kalp çarpıntısı ve göğüs sıkışması.
Sık ve yüzeysel nefes alma.
Mide bulantısı veya sindirim sorunları.
Kas gerginliği ve titreme.
Aşırı terleme veya üşüme hissi.
3. Anksiyete Neden Olur?
Anksiyetenin tek bir nedeni yoktur. Genellikle aşağıdaki faktörlerin birleşimiyle ortaya çıkar:
Genetik Faktörler: Aile geçmişinde kaygı bozukluğu olan bireylerde görülme olasılığı daha yüksektir.
Beyin Kimyası: Beyindeki sinir ileticilerinin (nörotransmitterler) dengesindeki değişimler kaygıyı tetikleyebilir.
Yaşam Deneyimleri: Geçmiş travmalar, çocukluk çağı yaşantıları veya aşırı stresli yaşam olayları.
Kişilik Yapısı: Mükemmeliyetçi veya kontrolcü kişilik özelliklerine sahip bireyler kaygıya daha yatkın olabilir.
4.Kaygı ile Korku Arasındaki Fark
Korku, şu anki somut bir tehlikeye (örneğin yolda karşınıza çıkan hırçın bir köpek) verilen tepkidir. Anksiyete ise gelecek odaklıdır. Henüz gerçekleşmemiş, gerçekleşme ihtimali düşük olan ama zihnimizin "tehlike" olarak etiketlediği senaryolara karşı duyulan bir huzursuzluktur.
5.Terapi Yaklaşımı: Kaygıyı Yok Etmek mi, Yönetmek mi?
Bir klinik psikolog olarak en çok karşılaştığım sorulardan biri şudur: "Bu kaygıdan tamamen kurtulacak mıyım?"
Terapi sürecinde hedefimiz kaygıyı hayatımızdan tamamen silmek değil (çünkü kaygı bazen koruyucudur), onunla olan ilişkimizi değiştirmektir. Çalışmalarımda kullandığım Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ve Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) ekolleri çerçevesinde;
Kaygılı düşüncelerin gerçekliğini sorgulamayı,
Bedensel duyumları kontrol altına almayı,
Kaygıya rağmen değer verdiğimiz bir yaşamı sürdürebilmeyi hedefliyoruz.
6.Çocuk ve Ergenlerde Anksiyete
Anksiyete sadece yetişkinlere özgü değildir. 10 yaş üzeri çocuklarda ve ergenlerde; okul başarısında düşüş, sosyal ortamlardan kaçınma veya açıklanamayan karın ağrıları şeklinde kendini gösterebilir. Bu dönemdeki erken müdahale, bireyin yetişkinlik dönemindeki ruh sağlığı temellerini güçlendirir.
7.Ne Zaman Profesyonel Destek Almalısınız?
Eğer kaygılarınız;
İş veya okul performansınızı etkiliyorsa,
Sosyal ilişkilerinize zarar veriyorsa,
Fiziksel sağlığınızı (uyku, iştah) bozuyorsa,
Ve en önemlisi, "artık baş edemiyorum" hissi yaratıyorsa bir uzmana başvurmanın zamanı gelmiş demektir.
Unutmayın, hikayeniz biriciktir ve bu fırtınalı denizde dümende yalnız kalmak zorunda değilsiniz.
Sakarya Serdivan’daki kliniğimizde yüz yüze veya dünyanın her yerinden Online Terapi seçeneği ile bu süreci birlikte yönetebiliriz. Randevu ve detaylı bilgi için iletişim sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Klinik Psikolog Şeymanur Ertürk



